12 Haziran 2018 Salı

Kişisel Resim Sergim

--Bu yazıyı sergi günü yazsaydım daha iyi olabilirdi ama biraz sıkışık bi' zaman denk gelmişti--
--Bu yazı aslında şu (tık tık) yazının içindeydi ama sergiyi arşivde ayriyeten görmek istediğim için bu şekilde ayrı olarak da yayınlıyorum--

  9. sınıftayken okulumda geçen senelerde resim sergileri olduğunu öğrenmiştim.Elimde geçen yazdan birikmiş bir sürü resim vardı. Öğretmenim 10. sınıf olunca sergi açabileceğimi söylemişti ama sonrasında bir şekilde o sene sergi açmaya karar vermiştik. Bir arkadaşımla ortak kişisel sergimiz açılmıştı. O sene daha anime tarzı ve bakarak çiziyordum genelde. Bu yüzden seneye daha profesyonel işlerle sergi açmayı çok istiyordum.O yaz pek çizmedim. 10. sınıfa geldiğimde elimde yine pek resim yoktu. Yeni boyalar aldım ve biraz resim yaptım.

 Bu seneye kadar elimde çok resim birikememişti. Son sınıf olmadan sergiyi açmak istiyordum ve kendimce bu sergiye anlamlar yüklemiştim. Mesela uzun zamandır sergi açmak dilek-yapılacaklar listemde olduğu için bunu işaretleyememek başka istediğim işlerin de gerçekleşemeyecekleri ya da vazgeçeceğim anlamına geliyordu. Bu görevi tamamlayabilirsem diğerlerini de tamamlayabilirdim.

  Son haftalarda yetiştirdiğim bir kaç resim ve sağdan soldan kesip toparladığım resimlerimle sergiyi açmış olduk. 9. sınıftaki resim öğretmenim değişmişti ama yine çok şanslıyım ki şuanki resim öğretmenim de her konuda destek ve yardımcı oluyor, bu sergi de onun yardımlarıyla oldu. Okul işlerinin çok sıkışık olduğu bir zamana denk gelse bile yardımcı oldu..

  Sergi günü heyecanlıydım ama heyecanlı değildim sanki. Biraz pişman gibiydim ''yine çöplük gibi resimleri sergi diye insanların önüne koyuyorum'' gibi de düşündüğüm olmuştu. Bu arada sergi sergi diyorum ama okulun zemin katına yerleştirilen panolar, yani aslında önemli ya da abartılacak bir şey yok. Panolara resimleri yerleştirirken nöbetçi öğrenci de yardım etti.

O gün son ders hariç derslere girmedim, nöbetçi öğrenciyle konuştuk. Kermeste daha önce görmüştüm ama daha yeni tanışmıştım. Normalde ister istemez dışarıdayken somurtuyorum. Kermeste de somurtup pek konuşmadığım için  tanıştığı kişinin çok konuşkan olup sürekli gülmesi garip gelmiş. İyi anlaştığım kişilerde olur bu, uzun zamandır hemen tanıştığımda böyle davranamıyordum sanırım. -Kız çok sevimliydi , kurstan birisine benzettiğim için sanki hep görüyormuşum gibi -

Sergi açılışına gelmesi için annemi aradım aradım ulaşamadım. En son komşumuzu arayıp ulaşabildim, son 20 dakika kala -ki okula 2 otobüsle gidiliyor ve otobüs beklemesi var-. Açılışı öğretmenlerimle yaptık.Tarih öğretmenim öğrencilerinin mutlu olup olmadığına çok dikkat eder, mutlu olduğum işi yapmam gerektiği konusunda konuştu.-Derslerde mutsuz durduğumu anneme daha önceden veli toplantısında söylemişti de. Öğretmenlerim tebrik ettiler. Geçen seneki sınıf öğretmenime doğum gününde hediye vb. hazırlamıştık ben de resmini yapmıştım. Diğer öğretmenlerim öğrenmiş, hani benim resmim, beni de çiz şakaları yaptılar :') - bunu atlamamak önemli- . Annem açılışa yetişemedi ama ''öğretmenim öğrencimizin manevi anne ve babası olarak fotoğraf çekilelim'' dedi ve hep beraber fotoğraf çekildik. Tarih öğretmenimle sarıldık, çok samimi bir sarılmaydı. Öğretmenler dağıldıktan sonra annem yetişti -is that komedi unsuru or espri?-.


 Bu sergi öncesinde evde hangi mesleği yapmalıyım diye tartışmalar oluyordu. Ailemi ikna edebilmek için resim öğretmenime ve bazı güvendiğim kişilere danışıyordum. Annem okula geldiğinde resim ve tarih öğretmenlerimle konuştu. İşi bitip okuldan giderken ikna olmuş görünüyordu meslek konusunda..- Bu paragrafta çok ciddi durdu ama bu masraf ve sorun makinesine katlandığı için çok borçluyum anneme ,dadda daaa masraf makinesiiii-


Bu Dönemin Özeti

 --Bunu karne günü yani 8 Haziran yazıp yayınlayacaktım bu yazıyı ve anlamlı olacaktı güya. Çok uzun yazacağımı tahmin edip erteleyip durdum.

 Efenim bu dönem son sınavlarımız geçen seneye göre daha erkene alınmıştı. Normal sınav zamanımız Ramazan'la çakıştığı için ''öğrenciler oruçlu olur,bu sıcakta sınav yapmaya zorlanırlar'' diye düşünüp erkene almışlar amaaaa okulun son haftaları sınavlar bittiği için hiç bir ders yapılmayıp öğretmenler de gelmediği halde öğrencilere '' gelmezseniz yok yazarız ,devamsızlığı olmayanlar gelmek zorunda '' diye velilere mesaj atılmış. Hala devamsızlık yapıldığında sisteme kaydedilmediğini öğrenciler fark etmişti ama velilere '' sistemde hata olduğu için devamsızlıklar geç kaydedilecek'' denmişti ancak sonrasında hiç kaydedilmedi o devamsızlıklar. Yani okula o sıcakta hiç bir şey için gitmek ♥

Devamsızlık hakkım vardı tabi ama risk olmasın diye bir kaç gün gitmiştim.
Karneme gelirsek nur topu gibi bir zayıfım var, hala biraz şaşkınım. İlk defa belgesiz bir dönem geçmiş oldum. Bu dönem notlarım daha iyi olmasına rağmen bir tanecik zayıfla belge yandı yani.

 Bu okul dönemi süresince benim için önemli bir kaç şeyden bahsetmek istiyorum. Aklıma ilk gelen tabi ki RESİM SERGİSİİ!! 
  9. sınıftayken okulumda geçen senelerde resim sergileri olduğunu öğrenmiştim.Elimde geçen yazdan birikmiş bir sürü resim vardı. Öğretmenim 10. sınıf olunca sergi açabileceğimi söylemişti ama sonrasında bir şekilde o sene sergi açmaya karar vermiştik. Bir arkadaşımla ortak kişisel sergimiz açılmıştı. O sene daha anime tarzı ve bakarak çiziyordum genelde. Bu yüzden seneye daha profesyonel işlerle sergi açmayı çok istiyordum.O yaz pek çizmedim. 10. sınıfa geldiğimde elimde yine pek resim yoktu. Yeni boyalar aldım ve biraz resim yaptım.
 Bu seneye kadar elimde çok resim birikememişti. Son sınıf olmadan sergiyi açmak istiyordum ve kendimce bu sergiye anlamlar yüklemiştim. Mesela uzun zamandır sergi açmak dilek-yapılacaklar listemde olduğu için bunu işaretleyememek başka istediğim işlerin de gerçekleşemeyecekleri ya da vazgeçeceğim anlamına geliyordu. Bu görevi tamamlayabilirsem diğerlerini de tamamlayabilirdim.

  Son haftalarda yetiştirdiğim bir kaç resim ve sağdan soldan kesip toparladığım resimlerimle sergiyi açmış olduk. 9. sınıftaki resim öğretmenim değişmişti ama yine çok şanslıyım ki şuanki resim öğretmenim de her konuda destek ve yardımcı oluyor, bu sergi de onun yardımlarıyla oldu. Okul işlerinin çok sıkışık olduğu bir zamana denk gelse bile yardımcı oldu..

  Sergi günü heyecanlıydım ama heyecanlı değildim sanki. Biraz pişman gibiydim ''yine çöplük gibi resimleri sergi diye insanların önüne koyuyorum'' gibi de düşündüğüm olmuştu. Bu arada sergi sergi diyorum ama okulun zemin katına yerleştirilen panolar, yani aslında önemli ya da abartılacak bir şey yok. Panolara resimleri yerleştirirken nöbetçi öğrenci de yardım etti.
O gün son ders hariç derslere girmedim, nöbetçi öğrenciyle konuştum. Kermeste daha önce görmüştüm ama daha yeni tanışmıştım. Normalde ister istemez dışarıdayken somurtuyorum. Kermeste de somurtup pek konuşmadığım için  tanıştığı kişinin çok konuşkan olup sürekli gülmesi garip gelmiş. İyi anlaştığım kişilerde olur bu, uzun zamandır hemen tanıştığımda böyle davranamıyordum sanırım.

Sergi açılışına gelmesi için annemi aradım aradım ulaşamadım. En son komşumuzu arayıp ulaşabildim, son 20 dakika kala -ki okula 2 otobüsle gidiliyor ve otobüs beklemesi var-. Açılışı öğretmenlerimle yaptık.Tarih öğretmenim öğrencilerinin mutlu olup olmadığına çok dikkat eder, mutlu olduğum işi yapmam gerektiği konusunda konuştu.-Derslerde mutsuz durduğumu anneme daha önceden veli toplantısında söylemişti de. Öğretmenlerim tebrik ettiler. Geçen seneki sınıf öğretmenime doğum gününde hediye vb. hazırlamıştık ben de resmini yapmıştım. Diğer öğretmenlerim öğrenmiş, hani benim resmim, beni de çiz şakaları yaptılar :') - bunu atlamamak önemli- . Annem açılışa yetişemedi ama ''öğretmenim öğrencimizin manevi anne ve babası olarak fotoğraf çekilelim'' dedi ve hep beraber fotoğraf çekildik. Tarih öğretmenimle sarıldık, çok samimi bir sarılmaydı. Öğretmenler dağıldıktan sonra annem yetişti -is that komedi unsuru or espri?-.

 Bu sergi öncesinde evde hangi mesleği yapmalıyım diye tartışmalar oluyordu. Ailemi ikna edebilmek için resim öğretmenime ve bazı güvendiğim kişilere danışıyordum. Annem okula geldiğinde resim ve tarih öğretmenlerimle konuştu. İşi bitip okuldan giderken ikna olmuş görünüyordu, meslek konusunda..- Bu paragrafta çok ciddi durdu ama bu masraf ve sorun makinesine katlandığı için çok borçluyum anneme ,masraf makinesiiii-
Öyle güzel bir gündü yani.

 Resimle biraz alakalı bir de okul dergisi vardı. Geçen sene bir kaç arkadaşım fanzin yapmak istiyorlardı. Süper ciddi bir dergi olmaycaktı. Fanzin resimlerini hazırlamak için katılmıştım. Sonra edebiyat öğretmenimiz fanzin yerine fanzin ekibiyle edebiyat dergisi yapmaya karar verdi.-Aslına bakarsanız fanzin, dergiye nasıl döndü tam olarak bilmiyorum, o aralığı hatırlamıyorum.-  Okul dergisi olarak basılacaktı.Bu seneye kadar güzel içerik hazırladık, resimleri çizip toparladık. Bu dönem basılmasını planlıyorduk. Dergi kapağı için resimci arkadaşlarla ayrı ayrı resim yapmamız istendi, biri seçilecekti. Tam istediğim gibi ve temiz- normalde çok karışık ve kirli olabiliyor kağıt- bir iş çıkardım ama başka bir arkadaşımın resmi seçilince biraz hayal kırıklığı yaşadım.
Okul idaresi 

Her şey tamamlandı, son taslak ve baskı denmeleri...Dergi basılmak üzere idareye verildi. Ama bilin bakalım ne oldu?  İdare masraf yapmak/ Para harcamak istemediği için dergi basılmadı. 1 yıllık emek...

 Yine bir başka resim şeysinden daha bahsedeceğim. Belki duymuşsunuzdur, Yeşilay'ın sağlıklı yaşam ve bağımlılıklar konulu resim yarışması vardı. Heyecanla katıldım yarışmaya. Yarışmada sanırım ilk aşaması ilde sadece 1 tane birinci seçiliyor. Geçen sene bir arkadaşım il birincisi olmuştu. Bu sene de o kazandı işte. Heyecanla katılmıştım ve umudum vardı ama resmi teslim edeceğim gün konunun Sağlıklı yaşam ve bağımlılık olduğunu gördüm ,sadece bağımlılık değil -ben bağımlılık diye düşünerek yapmıştım ki bu da fark ediyor resimde-. Resim yarışmalarını pek sevmiyorum en başından beri, kendimi zorla ikna etmiştim katılmak için, pek bir şey olmadı.

Bu dönem genelde şu düşüncelerle geçti :
-Hangi mesleği olmalıyım, şuan çizgi film animasyondan emin miyim, gerçekten emin olduğumu nerden bileceğim, dershaneye mi gitmeliyim resim kursuna mı, ikisi aynı anda olmaz mı

-Yeterli miyim yoksa çok mu gerideyim, -evet gerideyim, imgesel çizemiyorum, hayal gücüm zayıf olabilir, fikir bulmakta zorlanıyorum-

-Acaba resim yarışmasına katılmalı mıyım, kazanabilir miyim, sergi tarihi ne zaman olmalı,

Fuardan aldıklarım
 Bir de Kitap fuarı vardı 5-13 Mayıs arasında ,tam da sınav haftası. 5-6 Mayıs hafta sonuna denk geliyordu. Pazartesi günüyse sınavlar başlıyordu. Sınavlar bitene kadar da gidemezdim , sınavlar bitince de gidemezdim fuar bitmiş oalcağı için. Ben de hafta sonu çok üzülerek kursa gitmeyip fuara gittim. Fuarda geçen sene çok eğlenmiştik kardeşimle, bu sene çok normaldi.

Gönül isterdi ki burada bir okul gezisinden bahsedeyim fakat 11. sınıflara yıl boyunca sadece 1 gezi yapıldı o da sınırlı öğrenciye kurayla falan.

--Şimdi düşününce 11. sınıf için genel olarak ve cidden özet olarak yazabilirmişim Neyse çok uzadı.
Yeni orijinal karakterlerimden bahsedemedim. Orijinal karakterlerimi tanıttığım bir yazı yazsam iyi olabilir. Size onlardan bahsetmek için sabırsızlanıyorum ama bir yandan daha tamamlanmadığı için hevesimi alıp devam etmemek gibi bir şey de söz konusu olabilir. --

Bu dönem böyleydi işte. Şuan tatilin ilk haftasındayız ve yapılacak çok iş var. Dilek- yapılacaklar listemdekileri işaretlemek için heyecanlıyım.. Umarım tatili verimli geçirebilirim ve umarım sizin için de yararlı bir tatil olur..
-Umarım yazı yayınlamayı daha da ertelemem-

7 Haziran 2018 Perşembe

Yağmur ve Korku

  Dün gece çok şiddetli yağmur yağıyor, gök gürlüyor şimşekler çakıyordu. -İstanbul'da ya da diğer şehirlerde o sırada ne oldu,bilmiyorum.-

  Annem ve küçük kardeşim sabah alışverişe çıktıkları için çok yorgundu, bugün Teravih için camiye gidip gitmemekte kararsızdılar. En sonunda gitmeye karar verdiler.Bulaşıklar bana kalmıştı.Gittiler. Bilgisayardaydım,gök gürlemesini duyuyordum, kapatıp mutfağa geçtim. Bulaşıkların bir kısmını yıkamıştım, kardeşimle şakalar yapıyorduk ki elektrikler gitti. Yağmur gittikçe şiddetini artırıyordu, gök gürültüsü de öyle. Oda sürekli aydınlanıyor, sonrasındabüyük bi' gürültü kopuyordu. 
 Elektrikler olmadığı için o karanlığın her aydınlanışında kısa bir süreliğine etrafı görebildiğim için rahatlıyor, sonra daha büyük bir gürültü geleceği için gözlerimi kapatıyordum. Annemler daha gelmemişti. Ya dışarıdaysalar, ya dışarı çıktıklarında başlarına bir şey gelirse diye düşünmeye başladım. Olabilecek kötü senaryoları düşünüyordum.Kafamın içinden değil de sesli konuştuğum her an daha da iyi geliyordu çünkü gürültüye odaklanmayı kısa bir süreliğine bırakmış oluyordum.

 Yağmur duracak gibi değildi. Karanlıkta oturup saatin hızla ilerlemesini istedim. Belki korkulacak bir şey yoktu ama  korkunçtu işte. Yağmur yavaşladı ve tekrar hızlandı. Daha da yavaşlayıp dinmek üzere olduğunda apartmanın içinden gelen sesleri dinledim. Aşağıdaki kapı açıldı, alt komşulardı. Bir süre sonra annem ve kardeşim kapıyı tıklattılar. Onlar geldikten kısa bir süre sonra da elektrikler geldi ve rahatladım.

 Size saçma gelebilir ama o korkunç yağmurda annemi ve kardeşimi kaybedeceğimi bile düşündüm.
Onlar camideyken bir yere yıldırım düştüğü haberini vermişler oradaki insanlar. Az önce haber var mı diye baktım. Yıldırım, buralarda bir depoya düşmüş ve yangın çıkmasına sebep olmuş.

 Gece annemler geldikten sonra resim çizdim, defterime karaladım. Bir-iki saat sonra uyanık, ayakta sadece ben vardım ve tekrar elektrikler gitti. Bu sefer koridordaydım ama hiçbir odadan, pencereden ışık gelmiyordu.Etrafta hiç parlama var mı diye baktım, az daha kör olduğuma inanıyordum.Kollarımı açtım ve duvarların yerini kontrol ederek odama, pencereye doğru ilerledim.
 Sonunda bir parça ışık! Güneşliği çektim ve dışarıya baktım. -Evimizin bulunduğu yer sakin, karşıda çok fazla bina yok.- Yanımızdaki binada bir iki camdan ,içeride mum yakıldığı belli oluyordu. Karşımızdaki yeşillik tepe ve oradaki bir iki tane ev şimdi siyah-beyaz, eski fotoğrafların gerçek hali gibiydi. Gerçekten gerçek hali.Göz bebeklerimin içine siyah beyaz filtreler yerleştirilmiş gibiydi. Rüyalarda da öyle hissedilmiyor mu?

 Mutfağa yine kollarımla duvarların yerini kontrol ederek giderken kör olduğuma şöyle bir iki saniye inanmış olmam komik geldi. Genel olarak her şeyi abartıyorum ya da öyle olduğumu söylüyorlar ya, onlara kanıt gibi kanıt oldu bu korktuğum anlar.


26 Mart 2018 Pazartesi

Soluk Pembe Bir Yazı

 Ocak ayının sonlarında telefonuma aldığım bu notu bugün tekrar okudum.Bir şey yayınlamamış olmaktansa biraz eski ama hala taze -düşüncelerim hala aynı- bu yazıyı buraya bırakıyorum.

 30/01/2018


-fotoğraf bana ait değildir-
  Etrafta ben de dahil her şey durgunken gölgeler hareket halinde. Dışarısı gürültülü, benim içinse sessiz. Konuşacak halim yok, söylenip durmaktan sıkıldım. Gözlerim yorgun bakıyor, etraf parlak ancak incelemem için ilgimi çekmiyor. Sözcükler, gerçekten anlamları kaldı mı? Gerçek anlamlarında mı kullanıyoruz, yoksa sahteleştiler mi? Hemen her fırsatı sorunlarımdan bahseden ben, şimdi şu durgunluğu anlatmaya bile yorgun, bıkkın hissediyorum. Hissetmek olmuş her şey. Yaptıklarından pişman olma, olabildiğince anlamaya, hissetmeye çalış.. Sanırım mottom bunun gibi bir şeydi. Şuan sürekli tekrar ettiğim kelimelerden sıkılmış durumdayım. Kitap okumaya ihtiyacım olduğunun farkında olmama rağmen bir kelime okumaya üşeniyorum. Ne yapacağımı tekrar etmek ama harekete geçmemek.. Anlamı yok. Yazmayı seviyorum sadece.

 Kendime bile dürüst olamıyorum bazen. Yanında rahat olmadığın insanlarla arkadaş olmak gereksiz. Farkındayım.
Kelimelerin sahteliği.. Arkadaş dedim ama kimse kimseyle arkadaş değil. Herkes geçici. Sahte gülüşler... Ne gerek var?
Bir parka gidip yeşilliğe oturup uzaklara dalmak istiyorum. Böcekleri sevmiyorum.
Boşluğa düşmüyorum, boşlukta uçuyorum ya da süzülüyorum.
Çiçekler.. Pembe ve sarı çiçekleri seviyorum. Ne yapacağımı bilemediğim zamanlarda bazı hediye şarkılarla pembe ve sarı çiçekleri görüyorum.

17 Ocak 2018 Çarşamba

Rüyalar ~~

  Geçen yılın başlarıydı.Bir süre çok ilginç rüyalar gördüm,film ya da kitap kurgusu gibi.İzlediklerimden,okuduklarımdan etkilenmişimdir,bilinçaltının etkisidir diyip mesaj içerebileceklerini düşünmemiştim.Rüyalarla ilgili bir ara blog yazıları okuyordum da mesaj içeren bir rüya görmedim diye düşünüyordum.
O kurgu gibi olan rüyaların bazılarında cidden rüya içinde çok dikkat ettiğim ama anlamlandıramadığım,görmezden geldiğim ayrıntıların bir anlamı olduğunu daha geçen gün fark ettim.Rüyanın üzerinden 1 yıla yakın zaman geçmiş.Geçen gün bir kitapta rüyalarla ilgili bir bölüme rastlayınca acaba dedim.Görmezden geldiğim ayrıntılar aslında hep istediğim anlamları içeriyormuş! 

 Geçen yılın başlarında gittiğim ilk etkinlikle ilgili bir yazı yazmıştım ya,işte o etkinlikten önce gördüğüm rüya.O etkinliğe gidebilmek için önceki yaz boyunca planlar yapmıştım.Aylarca ailemi nasıl ikna ederim,acaba doğru bir iş mi yapıyorum ,ulaşım ne olacak gibi bir sürü konu için stres yapmıştım.Bir de annemin konuşmalarından dolayı yazdan beri gitmek yanlış mı olur,benim gibi biri cosplay hobisiyle uğraşabilir mi,devam etmeli miyim gibi bir sürü konuda karar vermeye çalışıyordum.

 Annem etkinliğe katılmayı pek doğru görmemişti ve sadece hevesimi alayım diye izin verdiğini söylemişti en son.Ama anneannemlere gittiğimde oradaki çoğu kişi vazgeçirmeye çalışmıştı .Hani etkinlikten önceki son gün bile gidip gidemeyeceğim belirsizdi.
 Elimden geleni yaptım,gitmeye ve bu hobiyi deneyimlemeye karar verdim.Rüyadaki o pek de umursamadığım duvar rengi çok uğraştığım şeylerin iyi sonuçlanacağı,zor bir karar vermem gerektiği ve o kararın doğru olacağı anlamlarına geliyormuş.

 Küçük de olsa bana bir şeyler kattını düşünüyorum o etkinliğin.Şu özgüven ve kaygı konusunda belki yararı olmuştur diyorum.Emin olamıyorum çünkü etkinlikten sonra gelişti bir şeyler ama belki de gitmeden de olabilecek gelişmeler.

 Bundan bir süre sonra başka konularda stres yapmaya,karamsar düşünmeye başladım ve yine bu konularla ilgili rüyalarımda ayrıntılar bulunuyormuş.Bir kaç rüyamı deftere yazmıştım ,tekrar okuyunca dikkatimi çekti.Bazılarında ölü kuşlardan bahsetmişim.Ölü kuş, karamsar olmayı,idealler veya özgürlük umutlarında hayal kırıklığını ifade ediyormuş.

 Geçen gün bir TV programındaki yarışmacı ''Sabah ezanından sonraki rüyalar gerçek olurmuş'' demişti.Ne kadar doğrudur bilemem ama gördüğüm ilginç rüyalar genelde uyanmaya en yakın gördüklerim oluyor.

 Uzun zamandır o deftere yazdığım rüyalar gibi rüya görmüyorum ya da gördüklerimi hatırlamıyorum.Bir süre rüya aleminin sabah gördüğümüz dünya gibi kendine özel bir dünyası olduğunu düşündüm.Çünkü gördüğüm bir rüyayı sonradan gördüğüm bir rüyada anı olarak hatırlayabiliyorum.Kendi haritası da var bu dünyanın.Uyanıkken gördüğümüzün yolların ,binaların biraz değiştirilmiş ve yeniden şekillenmiş hali.Bir kaç rüyada aynı haritayı görebiliyorsunuz.
 Rüyanızı kendinizde kurgulayabiliyorsunuz.Bir konu üzerinde farklı açılardan düşününce veya fazla yoğunlaşınca rüyada gördüğüm oluyordu.Özellikle sevdiğim hikaye ya da filmlerdeki karakterlerin yerine geçiyordum.
 -Şu aralar pek gördüğüm rüyaları hatırlamıyorum-

 Şu bir kaç gündür rüyalara takmıştım yine.Tekrar rüya görmek istiyorum diyip duruyordum.Zorlamaya gerek yok.Sadece birazcık hayalgücümü besleyecek kitaplar okuyup ,filmler izlesem iyi olur.Deftere yazdığım bir kaç rüyadaki kurguyu da inşAllah hikayelerimde kullanabilirim.

Hikayeler için sabırsızlanıyorum :') 

-İçinde bol bol rüya geçen bu yazıyı sıkılmadan okuduğunuz için teşekkür ederim efenim,iyi rüyalaar!-

23 Aralık 2017 Cumartesi

Görünmez Adımlar ve Basamaklar

 Kelimeler...Ve sürekli yazıp yazıp sildiğim cümleler..Her şeyi tekrar mı ediyorum yoksa fazla mı gereğinden fazla mı sorguluyorum?

Utanmak,çekinmek,sürekli bir önceki hareketimin karşımdakinin sinirini bozar mı korkusu ..Şuan ne düşünüyorlar, çaktırmadan hareketlerimi izleyip ne kadar saçma davrandığımı mı düşünüp eleştiriyorlar ?
  Hayır,eskisi kadar umursamıyorum başkalarının düşüncelerini.Bir hareketimi bir kaç hafta düşünmüyorum artık.Ancak tamamen de yenilenemedim.Dalgınlıkla komik bir davranışta bulunsam ben de kendi halime gülebiliyorum fakat hala sınıfta kalkıp da konuşmaya cesaret edemiyorum.
Çoğu işte tek başıma hareket etmeye korkuyorum ,sürekli hata yapmaktan korkuyorum,iyi iş çıkaranlarla karşılaştırılmaktan korkuyorum..Ve bazen hata yapmaktan korktuğum için harekete geçmeye ,denemeye bile cesaret edemiyorum.

Yine küçük sorunlar ve büyüttüm,büyük ihtimalle abartıyorum.Çünkü abartmayı seviyorum.Sıradan şeyleri daha renkli görmeye çalışıyorum belki de.''Sıradan'' rahatsız edici bir kelime.Bir renk olsaydı kesinlikle gri ,orta koyulukta sıkıcı bir gri olurdu.Her sıradan kelimesini okuduğumda,söylediğimde ya da duyduğumda harekete geçme isteği uyanıyor içimde.Harekete geçmeliyim,bir şeyler yapmalıyım ama ne?Mücadele etmeliyim ama neye karşı? Keşfetmeliyim.Ama kırılganım.Ama keşfetmek istiyorum.

 Bugün deneme sınavında ,matematiğini çözmeyip her sorunun A şıkkını işaretlediğim deneme sınavında, iki paragraf dikkatimi çekti.İlk paragrafta ''Felsefe hayatla bağıntısı ,düşünce yapısı zayıf insanlarda mutsuzluğa,bunalıma karamsarlığa sebep olur'' yazıyordu.Bilmiyorum,bazen sanırım felsefi konularda düşünmek mutsuz olmama sebep oluyor gibi geldiğinden bu cümleyi okuyunca üzerime alındım.
 Diğer paragraftaysa '' Düşünceleri;koşullara direnerek,harcayacağı enerjiyi koruyarak adalet ve doğru davranışa yönelirse insan huzur ve barış için bir güç ,bulunduğu her yerde bir iyilik vasıtası olacaktır'' yazıyordu.Bu cümleyi okuyunca az önce biraz kararmış bulutların birazı kayboldu.

  Bir cümleyi bugün okudum mu emin değilim ama, o cümle nedense kafamın içinde çok geziyor bugün.''İyi insanlar zayıftır,kırılgandır''.Zayıf olmamalıyım,güçlü olmak istiyorum ama mücadele etmediğim halde nasıl güçlenebilirim ? Mücadele,gelişmek için uğraş,ama basamaklar nerede?
 Bunu yazarken ''inanç'' dedim planlamadığım bir şekilde.Kendi kendime inanarak başlamalıyım basamakları tırmanmaya.
Aa kendi kendimi bunalıma sokmaya çalışır gibi yazıyorum,çoktan bulutlar kararmaya başladı bile.Bir dakika verin ,şimdi iyi şeyler düşünmeye başlayacağım!

 Yılın başındaki benle şuanki beni karşılaştırdığımda bayağı gelişmiş olduğumu görebiliyorum.Her konuda..
 Mesela otobüse yanımda biri olmadan binmeye bile cesaret edemiyordum ,tek başıma bir şey yapamayacağımı düşündüğümden.Şuan haftasonları tek başıma gidiş-geliş toplam 4 otobüsle  kursa gidiyorum.öh evet fazla otobüs..Dışarıda pek konuşmadığım için hala pek bir şey yapıyormuşum gibi gelmiyor ama inşallah daha sosyal hale gelirim.
 Gelişmiş olduğumu görmek cesaret veriyor.Sıfır olduğumu sanarken ilerlemiş olduğumu fark etmek güzel.
 Geçenlerde 2 yıl önce yaptığım çizimlerden buldum ve şuanki tarzımla tekrar çizdim.O zaman bunları yapabileceğimi tahmin eder miydim emin değilim.Şimdi şaşırırdım desem evet şaşırırdım ama kendime çok güvendiğim,iddialı olduğum tek alan resim olduğu için ''evet,yapabilirim.O noktaya ulaşabilirim'' gibi bir cümle kurma ihtimalim de yok değil.

 Resim demişken..Resim derslerinde ,yarışmalarında,okulda resim görevi verildiğinde kendi isteğimin biraz dışında olduğu için beklentinin altında ürün çıkardığımı fark ettim.İtiraf edeyim,bu zamana kadar hiç beklentiyi karşılayabilmesi için de emek harcamadım o tür şeylere.Emek verdim fakat zirve olmaya uğraşmadım.
 Bugün bayağı son dakikaya gelmiş suluboya resmimi verdikten sonra resim öğretmenim senden daha iyisini bekliyorum gibi bir cümle kullandı.Ben de kendimden daha iyisini beklerim ancaaak bu hafta mazeretim vardı :'D Tüm hafta ödev ve yapılacaklara yoğunlaştım.Bazen kendimi şaşırtıp işim bitene kadar uyumadım.Uyku! İşim bitene kadar uyumamayı da denemiş olduğuma göre listede ona da tik atalım.

 Bir test çözmekle gelişilir mi diye düşünüyorum bazen.Küçük,çok küçük bir adım üniversiteye geçiş sınavı için,adı her neyse.Belki de sandığımdan büyük bir adımdır.Aslında sadece bir an önce çizimle ilgili hayal ettiklerimi gerçekleştirmek istiyorum.Okuldan sıra gelemeyişine kızıyorum.En iyisi tatillere kadar işlerimi uğraşarak tamamlayıp boş zamanlarımı internette geçirmek yerine bu tür şeylere harcamak olacak.O küçük adımları güzelce kavrayıp kendime inanmalıyım.Her söylediğimi sonunda hissettiğime göre ,inanıyorum dersem..Hata yapsam da hatanın gelişmek için bir adım olduğuna,kolay olmasa da başarılı olacağıma İNANIYORUM.

2 Aralık 2017 Cumartesi

Kuroshitsuji / Kara Kahya -1.Cilt- Manga İncelemesi

  Kitaplıkta daha mayıs ayındaki fuardan kalma okunmamış kitaplar dururken gözüm hep yeni kitaplardaydı. Bilin bakalım ne yaptım? Evet evet, daha çok kitap aldım. Eh,hayaller bahanesiyle manga masrafı da yapmaya başlamış oldum.
  Hazır elimde bir kaç manga birikmişken yorumlarını yapayım dedim. Veee bu yazıda en sevdiğim mangalardan biri olan ''Kuroshitsuji'' 'yi yorumlamaya karar verdim.

Manga Adı: Kuroshitsuji / Kara Kahya 
Türü: Shounen,Fantastik,Tarihi,Aksiyon,Doğaüstü Güçler,Komedi,Şeytanlar
Bölüm Sayısı: 134,devam ediyor --ilk ciltte 4 bölüm bulunuyor--
Konu:
''  Victoria döneminde İngiltere’nin en asil ailelerinden biri olan Phantomhive’lar bir yangın sırasında hayatlarını kaybederler.
Yangının ardından kaybolan Phantomhive’ların tek oğlu 12 yaşındaki Ciel Phantomhive; yanında Sebastian Michaelis adlı her konuda mükemmel bilgiye, terbiyeye ve yeteneğe sahip olan bir hizmetkarla birlikte 2 yıl sonra aniden ortaya çıkarak tüm malvarlıklarının ve işlerinin yönetimini devralır. Bir yandan da Sebastian’la birlikte, Kraliçe Victoria’nın ilgilenmesini istediği Londra’daki gizli davaları çözmektedir ''

  -Çizer Yana Toboso'ya göre siyah görünenden daha fazla anlama sahip bir renk,sanırım bu yüzden kahya Sebastian siyahla özdeşleştirilmiş.-
  Her yönüyle mükemmel olan bu kara kahya ,İngiltere'nin önde gelen oyuncak şirketi ve koca malikaneye sahip, yaşıtlarından oldukça farklı küçük bir çocuğa hizmet ediyor.

 İlk bölümde bu kahyanın yaptıklarını sıradan görebilirsiniz,sonuçta anime evreninde,her şey abartılı olur -!-.Ancaaak birazcık ciddileşince kesinlikle bu adam bir ''şeytan'' diyorsunuz -öhö öhöhö-
 -Her ''normal'' bir kahyanın yapamayacağı bir iş yaptığında söylediği '' Ben Phantomhive ailesinin kahyasıyım,bu kadarını da yapamayacaksam nasıl olacak?'' repliği benim sinirlerimi bozsa da yetenekli işte ne yapalım , o kadarını da desin.-

Ciel Phantomhive
  Phantomhive ailesinden olan Ciel ise  normal çocuklardan farklı olarak bazı sorumluluklara sahip,iş görüşmeleri yapmak gibi.Sadece bu olsa iyi,''Kraliçe'nin Bekçi Köpeği'' olarak İngiltere'deki gizli davalarla da ilgileniyor.Ciel'in tek eğlencesi ise oynadığı bir takım oyunlar -sinir bozucu derecede mükemmel olan kahyası Sebastian da bu oyunlara dahil-.

  Küçük bir çocuğun koca insanların yapamadıklarını yapması,bu şirketi bu kadar geliştirebilmesinden  şüphe eden bir takım düşmanları da bulunuyor dolayısıyla.İşte ilk cildin son iki bölümünde bununla ilgili olaylar oluyor.

  Ciel, İngiltere'ye mal satmak için gelen yabancı uyruklu mafyayla ters düşüyor ve kaçırılıyor. Efendisini kurtarmak için yola çıkan Sebastian, asıl marifetlerini sergilerken sıradan bir kahya olmadığını da kanıtlamış oluyor. Mafyayla mücadelenin sonunda ise kahya ve efendinin asıl hikayesini öğrenmeye başlıyoruz.


Tasarım: Moka